27 Haziran 2014 Cuma

Küçük Bir Anı...

Dün akşam eve geldim. Kızımı kucağıma aldım. Oynadık, koklaştık derken. Uyku vakti geldi. Zehra'nın uyku modu benim iş modum olduğu için, hemen kolları sıvadım. Yatak odasında bulunan ve artık kütüphaneye dönüşen başucumdaki komidinin toparlanma vakti gelmişti. Kitap toplama işi benim için ayrı bir okuma saatidir aslında. Başladım tek tek bütün kitapları karıştırmaya. İçlerinden birinde defterden kopmuş ve üzeri yazılmış olan sayfa elime geçti. Okudum, okudum, okudum. Hatırladım o günü. Kısa bir yazıydı ama iyi ki yazılmıştı. Belli ki bir yerlerde kullanılmak üzere yazılmış ve yarım kalmıştı. Belki de yazılmıştı ve nereye koyulduğu unutulmuştu.Bugün benim için kıymetli olan bu yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.Aynen şunlar yazıyordu...'

Uyandım, hava aydınlanmış. Ayna ya baktım. Yorgun ama huzurlu bir ifade... Hafif gözlerim şişmiş, saçlarım tepeden toplanmış. Pijamamın önünde süt lekesi... 7 ay önce aldığım defterime sarıldım, yazmaya başladım. Unutmamalıydım, ne de olsa insan böylesi güzel bir duyguyu hayatında kaç kez yaşar diye düşündüm.. Fazla uzun sürmedi onbeş, yirmi dakika sonra ağlayarak uyandı minik kızım. Kucağıma alır almaz sustu. Neşeli günler bizim için başlamıştı:)

17 Mayıs 2012 den bu yana hem çalışan, hem yüksek lisans yapan bir anneyim. Yaşama farklı bir pencereden bakmamı sağlayan, neşeli günlerin mimarı küçük kızıma teşekkürler...
Bana desteğini esirgemeyen hayat arkadaşıma teşekkürler...
Zor günlerin kurtarıcısı canım anneme teşekkürler...'


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder