Hayat iki çocukla muhteşem olduğu gibi bir o kadarda yoğun geçiyor. Evlat insanın canıdır, vazgeçemediğidir. Evladımız için hayatımızdan fedakarlık yapmak konusunda bir an bile düşünmeyiz. Karnı doyduğunda, karnımız doyan, hastalandığında hastalandığımızdır. İşte tam bu sebepten biraz uzaklaşmanın ve kendimize zaman ayırmanın vakti gelmişti. Biz yenilenmeliydik...
Sevgili eşimle baş başa en son 2014'de tatile gitmiştik ve üzerinden çok zaman geçti. Zeynep hayatımıza katıldı. İşler güçler daha bir yoğunlaştı derken birbirimiz için aslında hiç vakit ayıramadığımızı fark ettik. Her ikimizinde birbirinde uzak seyahatleri oluyor ya da çocuklarla tatile gidiyorduk ama tatlı yorgunluklar ile eve döndüğümüzde, baş başa tatil planı yapmaktan vazgeçmiyorduk. İyi ki de vazgeçmemişiz. En sonunda İtalya ve Hindistan tatil planımızı gerçekleştirdik.
Gezdiğimiz lokasyonları iki çocukla gezebilir miydik? Neler yiyebilirlerdi? Biz çocuksuz gittiğimiz için neler yapabildik? Çocuklar olsaydı planlar nasıl değişirdi? Ülkelerin güzelliklerinden bahsetmeyi çok isterdim ama malum konumuz çocuklar:)
Önce İtalya'dan başlayalım. İtalya'da Milano ve Venedik'i gezdik. Milano çocuk dostu bir şehir. İster bebek arabasıyla gezin, isterseniz kucaklayın yavrunuzu öyle gezin. Hiç bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum. Tüm şehri dolaşabileceğiniz yaygın bir tren hattı var. Trenler kalabalık değil ve zaten çocuklu insanlar için özel ayrılmış koltuklar var. Çocukların ekstra dikkatini çeken ve vakit geçirebileceği fazla alternatif yok fakat park bahçe konusunda asla sıkıntı yaşamazsınız. Avrupa'nın genelinde olduğu gibi geniş parklar ve açık alanlar mevcut. Diğer tarafta Milano alışveriş yapabileceğiniz ve outletleri ile meşhur bir şehir olduğu için çocuklarla alışveriş konseptini oluşturabilir misiniz? Tartışılır. Ben kızlarıma bu konuda asla kefil olamıyorum. Sıkılma ihtimalleri yüksek olduğu gibi bir de onlarında alışveriş taleplerini karşılamak gerekecektir. Açıkcası Euro'yu, TL'ye 4 ile çarparak çevirdiğimiz bugünlerde, bence 4 defa düşünmek gerekebilir :) Neyse kimse herkesin hayatına karışamaz diyerek devam ediyorum.
Milano'daki muhteşem ve heybetli Duomo Katedrali'nin mimari güzelliğinden ve ihtişamından vazgeçmek durumunda kalabilirsiniz. Çünkü Katedral'in içini görmek istiyorsanız yaklaşık 2 saat beklemeniz gerekebilir. İki çocukla benim için bu imkansız, düşünüyorum da gerçekten imkansız...
Ama siz, ben çocuksuz gitmem diyorsanız, çocuğunuzla Duomo Katedralinin önünde havalı fotoğraflar çekebilirsiniz. Sonrada kartpostal gibi buzdolabına asarsınız. (İtiraf etmeliyim, kıskandırıcı-iyi fikir)
Milano'dan Venedik'e 2 saatlik tren yolculuğu ile geçiliyor. Uygun bir saat ayarlayıp, birde yavruların karnını doyurduğunuz da kuzucuklar trende tıngır mıngır uyuya uyuya giderler. Asıl macera trenden inince başlıyor. Çünkü Venedik'e geçmek için küçük feribotlar var. Bu feribotlar genelde koltuk numarası olmayan ve bir kıyamet insanın dip dibe yolculuk ettiği ulaşım araçları, üstelik çocuklular için ayrılmış koltuk filan yok, hatta koltuk yok. Kısacası şimdiden bol şans dilerim.
Venedik insanı ışıl ışıl karşılıyor. Farklı bir enerjisi var. Daracık sokaklar, kanalın üzerinde gezen sandallar ve daha fazlası bu şehrin oldukça romantik olmasına katkı sağlıyor.
Epik ve farklı coğrafi özellikler üzerine kurulmuş bir şehir olduğu için yeniliklere çok açık değil. Oteller küçük, eski ve temiz. Çocuk parkı bulmak çok mümkün değil, ben hiç görmedim. Birde bebek arabasıyla gezebilen kocaman alkışlanır çünkü kanalların üzerindeki köprüleri iner çıkarken bayağı zorlanırsınız. Unutmadan yetişkinlerin bile kalabalıktan zor nefes aldığı alanlar olduğunu bilmekte fayda var.
Uzun uzun yürüdükten sonra ferah bir alana ulaştığınızda bilin ki Saint Marco'ya geldiniz. Kuzucuklar Saint Marco meydanında bol bol koşturabilirler, kuşlara ekmek verebilirler. Sizde en azından biraz oturup soluklanabilirsiniz.
Yemek konusuna gelince, sulu yemek beklentisi biraz fazla olur. Ama bildiğimiz üzere pizza, makarna, dondurma her yerde var. Ben çocuğuma şekerli gıdaları vermiyorum diyorsanız işiniz zor. Çünkü her yerde iştah açıcı vitrinler var. Karşı koymak hiç kolay değil. Biz çocuklar olmadığı için Milano'da bir akşamı marketten aldığımız peynir-ekmek-domates üçlüsü ile geçiştirdik.
Çocuklar için marketten meyve alabilirsiniz, yoğurt yedirebilirsiniz böylece hem barsak florasını da desteklersiniz. Market bulmak orta derece zorlukta şimdiden duyurulur.
Ben çocuğum olmadan gitmem diyorsanız Milano için iyi eğlenceler, Venedik için de bol şans dilerim.
Sevgiyle ve şen kalın efendim,