Zehra'nın evde sıkılması ve son günlerde havaların yağmurlu geçmesi sebebiyle bizim anaokulu arayışımız başlamıştı.
Önce internetten eve yakın olan yuvalarla ilgili bir liste oluşturdum. Bu listeyi oluştururken, anne yorumları ve tecrübelerine dikkat ettim. Haftasonu tek tek bütün yuvaları gezdik. Kurucuları ile tanıştık. Zaten içlerinden birkaçını direk eledik. Özellikle oyun bahçesi küçük olanları sıralamadan hemen çıkardık. Bazı yuvaların oyun parkındaki oyuncaklar kırık ve güvenli değil. Açıkcası şaşkınlık içindeyim. Benim gördüğümü okul kurucularının ve yöneticilerin görmemesi imkansız.
Yuvanın fiziki şart ve koşulları önemli. Mesela bazı yuvaların sınıfları küçük ve karanlık. Bazı yuvaların kurucuları iletişime açık değil.(Bizimle etkili iletişim kurmayan çocukla nasıl iletişim kuracak?) Kısaca zaten gezerken bir çoğunu kafadan eledik. Sonuç olarak Florya Helen Doron Anaokulunda karar kıldık. İleryen dönemde tecrübelerimi paylaşacağım.
Neden Helen Doron'u tercih ettik biraz bundan bahsetmek isterim.
Öncelikle kurucusu Meltem Hanım ilgili ve iletişime açık bir bayan. Bize Helen Doron'un diğer yuvalardan farkını uzun uzun anlattı. Çocuklara olan yaklaşımlarından bahsetti. Her öğretmenin kendi bünyelerinde tekrar eğitim aldığını söyledi. Sorularımızı tek tek dinledi ve mantıklı cevaplar verdi.(zaten böyle olması gerekir gibi düşünenler için diyorum ki; yuva arayışına girdiğinizde zaten böyle olması gerekir dediğiniz bir çok şeyi bulamayacaksınız, hazırlıklı olun.)
Okulun fiziki koşulları harika. Büyük bir arka bahçesi var. Sınıflar geniş ve aydınlık. Bahçede çocukların aktivite yapabileceği toprak bir alan mevcut.
Psikoloğu Nazlı Hanım ile henüz yüz yüze tanışma fırsatım olmadı ama telefonda konuştuğumuz üzere ilgili...
Tabii hoşuma gitmeyen ayrıntılar var mı? Malesef var.:( Okulda artıma su kullanılıyor. Biz Zehra'nın yanına suluk koyarak çözüm bulmaya çalıştık. Birde yemek listesi çok hoşuma gitmedi. Ama şikayetleri ve önerileri ciddiye alan bir kurum olduklarından bahsettiler. Önümüzdeki hafta yemek listesindeki revizyonu merakla bekliyorum.
Zamanla daha detaylı bilgiyi sizlerle paylaşacağım.
Sevgiyle Kalın.
Güncel fikirlerim için ziyaret etmenizi öneririm,
http://goksusenol.blogspot.com.tr/2016/06/helen-doron-florya-deneyimlerimiz.html
26 Eylül 2014 Cuma
23 Eylül 2014 Salı
Duvarı da boyarım, dolabı da...
Her pazartesi olduğu gibi, bu pazartesi de Zehra'yı özleyerek mesai saatime başladım. Haftasonları birlikte uzun uzun vakit geçirdikten sonra pazartesi günü sendromu biraz daha yoğun yaşanıyor. Bu sendrom sadece beni etkilemiyor. Zehra'nın da pazartesi günlerini çok sevmediğini biliyorum. Her pazartesi akşamı çözülmesi gereken bir krizin whats up dan fotoğraflarını alarak eve dönüyorum.Mesela bugün akşam Zehra'ya duvarları ve dolapları boyamamak gerektiğini anlatacağım.
Biz Zehra'yla boya yapmaya biraz erken başladık. Zehra mama sandalyesine oturmaya başlamasıyla birlikte, boya kalemleriyle de tanıştı. Başlarda ben resim çizerek anlattıklarımı hikayelendiriyordum. Zehra'nın kalem tutmayı öğrenmesiyle onun hikayesini çizmeye başladık. Çocuklar büyüdükçe özgürleşiyorlar. Özgürleşdikçe kendi seçimlerini yapabiliyorlar. Benim küçük kızım bu sabah kağıt yerine dolaplarını ve duvarlarını boyamayı tercih etmiş:) Saygım sonsuz tabiii... Ama sınır getirmek şart. Yoksa bu özgürlük alanı genişleye genişleye, salondaki beyaz koltuğa kadar gelecek diyor, içimdeki ses.
Eve gidip birlikte hemen bir duvar belirlemeyi düşünüyorum. Zehra bunu kabul eder mi? Bilmem.
Hazır söz boyadan açılmışken, parmak boyalardan bahsetmemek olur mu hiç? İki ay önce ilk parmak boya maceramızı yaşadık. İkimiz içinde farklı bir çalışma oldu.Kağıt boyadık, t-shirt boyadık, birbirimizi boyadık, Zehra kendini boyadı. Parmak boyalar kullanım açısından biraz riskli çünkü çocuk direk temas halinde. Bunun için ben önce güzel bir araştırma yaptım. Carioca marka parmak boyayı tercih ettik.
Sizlerle keçeli ve pastel boya tercih ederken de dikkat edilmesi gereken birkaç ayrıntıyı paylaşmak isterim. Öncelikle çok sivri olmaması gerekli. Bunun sebebi bebekten büyük ama henüz çocukta diyemediğimiz yavrularımızın ince kas gelişimi yavaş yavaş olacaktır. Bu dönemde cesaretlerinin kırılmaması için tutması kolay kalemler tercih edilmeli. Kesinlikle çocuk sağlığını tehdit eden kimyasallar içermemelidir. Bir de tabi yıkandığında çıkması çok önemli.
Sevgiyle kalın...
Eve gidip birlikte hemen bir duvar belirlemeyi düşünüyorum. Zehra bunu kabul eder mi? Bilmem.
Hazır söz boyadan açılmışken, parmak boyalardan bahsetmemek olur mu hiç? İki ay önce ilk parmak boya maceramızı yaşadık. İkimiz içinde farklı bir çalışma oldu.Kağıt boyadık, t-shirt boyadık, birbirimizi boyadık, Zehra kendini boyadı. Parmak boyalar kullanım açısından biraz riskli çünkü çocuk direk temas halinde. Bunun için ben önce güzel bir araştırma yaptım. Carioca marka parmak boyayı tercih ettik.
![]() |
| Zehra'nın sanat eseri |
Sevgiyle kalın...
16 Eylül 2014 Salı
Deniz, Havuz ve Güneş Mevsimi 2: Ne yemeli Ne içmeli?
Deniz, havuz ve güneş demişken, tatilde çocuklarımızın ne yediği önemli.
P.S: Bu yazı henüz tatil havasından yeni kurtulmuş, back to office sendromu yaşayan, bir sonraki yaz tatiline henüz plan bile yapmamış bir anne tarafından yazılmıştır. Bilginize...
Kıbrısta bütün anneler hiç bir şey yemiyor bu çocuk diye yakınıyordu. Nitekim benim Zehram da bir şey yemedi. Gelince bir ara tartısına bakayım diye düşündüm ama sonra hemen vazgeçtim. Çünkü zayıfladı biliyorum, sinir bozmaya gerek yok.
Zehra zayıfladı ve çok sağlıklı tercihler yapmadı. Tercihler diyorum çünkü açık büfede bulunan bütün yemeklere baktı fakat klasik sabahları krep öğlen ve akşam yoğurtlu pilav yedi. Bende bir rescue plan (kurtuluş planı) yaptım. Kahvaltıdayken, portakal yedirdim. Sabah kahvaltıdan hemen sonra deniz kenarında şeftali yedirdim. Öğle ile akşam arasında karpuz. Tabi her seferinde kabul görmedim. Ama yılmadan usanmadan denedim. Bol bol su ve ayran içirmeye özen gösterdim.
Aslında bardağın dolu tarafına gelince, güneşle birlikte yağlı ve ağır yemekler yeseydi, hastalanabilirdi. Vitaminlerini meyveden almasına özen gösterdim. Bir de tabi açık büfe konsept ne de olsa çok sağlıklı değil. Çünkü ortak kullanılan maşalar, açıkta kalan yemekler filan derken...
Çocuklarımıza dikkat ederken kendimizi unutmayalım! Çocukların peşinde koşuşturmak için bizimde ne yediğimiz önemli. Ben özellikle kahvaltıda protein almaya özen gösterdim. Hiç hamurlu ve şekerli bir şey yemeden geçirdiğim kahvaltı sayısı fazladır. Ama ara sıra yedim tabiii... Kahvaltıda meyve yedim. Yeşil beslenmeye özen gösterdim. Hamur ve tatlı tuzaklarına düşmemeye özen gösterdim. Bu tuzaklar bubi tuzağı gibidir. Bir eline geçirdi mi bırakmaz. Ayrıca hamur ve şekerli beslenme kan şekerinizi ani yükselteceği için halsizlik yapacaktır. Siz halsiz kalırsanız genç hanımların ve genç beylerin peşinde kim koşacak?
İyi tatiller olsun...
P.S: Bu yazı henüz tatil havasından yeni kurtulmuş, back to office sendromu yaşayan, bir sonraki yaz tatiline henüz plan bile yapmamış bir anne tarafından yazılmıştır. Bilginize...
Kıbrısta bütün anneler hiç bir şey yemiyor bu çocuk diye yakınıyordu. Nitekim benim Zehram da bir şey yemedi. Gelince bir ara tartısına bakayım diye düşündüm ama sonra hemen vazgeçtim. Çünkü zayıfladı biliyorum, sinir bozmaya gerek yok.
Zehra zayıfladı ve çok sağlıklı tercihler yapmadı. Tercihler diyorum çünkü açık büfede bulunan bütün yemeklere baktı fakat klasik sabahları krep öğlen ve akşam yoğurtlu pilav yedi. Bende bir rescue plan (kurtuluş planı) yaptım. Kahvaltıdayken, portakal yedirdim. Sabah kahvaltıdan hemen sonra deniz kenarında şeftali yedirdim. Öğle ile akşam arasında karpuz. Tabi her seferinde kabul görmedim. Ama yılmadan usanmadan denedim. Bol bol su ve ayran içirmeye özen gösterdim.
Aslında bardağın dolu tarafına gelince, güneşle birlikte yağlı ve ağır yemekler yeseydi, hastalanabilirdi. Vitaminlerini meyveden almasına özen gösterdim. Bir de tabi açık büfe konsept ne de olsa çok sağlıklı değil. Çünkü ortak kullanılan maşalar, açıkta kalan yemekler filan derken...
Çocuklarımıza dikkat ederken kendimizi unutmayalım! Çocukların peşinde koşuşturmak için bizimde ne yediğimiz önemli. Ben özellikle kahvaltıda protein almaya özen gösterdim. Hiç hamurlu ve şekerli bir şey yemeden geçirdiğim kahvaltı sayısı fazladır. Ama ara sıra yedim tabiii... Kahvaltıda meyve yedim. Yeşil beslenmeye özen gösterdim. Hamur ve tatlı tuzaklarına düşmemeye özen gösterdim. Bu tuzaklar bubi tuzağı gibidir. Bir eline geçirdi mi bırakmaz. Ayrıca hamur ve şekerli beslenme kan şekerinizi ani yükselteceği için halsizlik yapacaktır. Siz halsiz kalırsanız genç hanımların ve genç beylerin peşinde kim koşacak?
İyi tatiller olsun...
10 Eylül 2014 Çarşamba
Deniz, Havuz ve Güneş Mevsimi 1- Dikkatli olmalı, Güneşten korunmalı!
Uzun süredir yazamamamın nedeni, yaz mevsimi.(Hep bir suçlu aranır ya...)
Biz anneler bebeklerimizi her şeyden koruruz. Bence yaz tatillerinin en büyük tehlikesi güneş yanığıdır. Çünkü çocuklar denizden çıkmak istemez. Kumdan kaleler inşa etmek isterler. Her ne kadar güneş koruyucu kremler sürsekte güneşin zararlı etkilerinden korunmanın en etkili yolu, güneşe çıkmamaktır.
Bizde Kıbrıs gezimizden yeni döndük. Kıbrıs malum olduğu üzere Eylül de bile çok sıcak. Fakat harika bir denizi olduğu için bu sene yine oraya gitmeyi tercih ettik. Biz şanslıyız çünkü Zehra tam bir su kuşu:) Denizin, havuzun ve tatilin tadını Zehra çıkardı. Biz mi? Yorgunuzzz:)
Biraz tatil rutinimizden bahsetmek isterim. Sabah erkenden, saat 7'de uyandık. Kahvaltımızı yaptık ve saat daha 9 olmadan sahile indik. Güneşle sıcak temas başladı. Öğlen 12'ye kadar sahil kenarında ve denizde vakit geçirdik. Kumdan kaleler yaptık, çukur kazdık içini su ile duldurduk. Sonra öğle yemeği ve uyku saati. Saat 4 gibi aquapark' a gittik. Kaydıraklardan kaydık.(çoğul kullanıyorum, çünkü hepsinden Zehra'da kaydı.) Sonra saat 5 gibi tekrar denize döndük ve 6 buçuk gibi odamıza döndük. Bunları niye anlattığı söyleyeyim hemen. Güneşte çok fazla vakit geçirdik. Bende gitmeden önce birkaç hazırlık yapmıştım. Bunların en başında Zehra'ya 4 tane filan yedikli mayo götürdüm. Her ne kadar sürekli suyun içinde de olsa küçük molalar verdiğimizde hiç ıslak mayo ile dolaşmasına izin vermedim.
Güneş kremi olarak Zehra doğduğundan beri hep kullandığım ve çok memnun olduğum Mustela'nın güneş koruyucusu ve güneş sonrası kremini kullandım. Biz bu kremi park-bahçe gezilerimizde de kullanıyoruz. Tavsiye ederim, başarılı bir ürün. Zehra gözlerini açar açmaz, kahvaltıya gitmeden hemen bolca güneş koruyucu krem sürdük. Gün içerisinde tekrarladık. Çocuğum üstüne beyaz boya dökülmüş gibi gezdi ama olsunnn...Peki yeter mi? Yetmez. Çünkü Akdeniz güneşi bu şakası olmaz.
Saat 10'a kadar mayosu ile gezdi fakat 10'dan sonra üzerine plaj için olan UV filtreli t-shirt giydirdim. Alırken acaba kullanır mıyım demiştim. Ama oraya gidince iyi ki almışım dediklerimin başında geldi. Bir de başına şapka taktık. Ohh çok güzel oldu. Şapkayı ara ara hep ıslattık. Bol bol su ve ayran içirdim. Karpuz ve şeftali deniz kenarı meyvelerimiz oldu. Muz da akşam yemeği meyvemiz. Böylece tatilimizi tamamladık.
Unutmadan eklemek isterim. Zehra gibi deniz kuşları için bir tavsiyede deniz gözlüğü. Böylece miniklerimizin denizden ve havuzdan gözlerini de korumuş oluruz.
Yazı bitirdik, sezonu açtık. Hayırlı işler...
P.S: Her şeyin hesaplısına kaçmakta fayda var. Güneş koruyucu T-shirt indirime girmişken şimdiden almalı(29,90 TL) Güneş kremini de yaz başı kampanyalı satan web siteleri var, aftersun ile birlikte satıyorlar. Yüzücü gözlüğü olarak arena çocuk aldık. Çok rahat kullandı.
Biz anneler bebeklerimizi her şeyden koruruz. Bence yaz tatillerinin en büyük tehlikesi güneş yanığıdır. Çünkü çocuklar denizden çıkmak istemez. Kumdan kaleler inşa etmek isterler. Her ne kadar güneş koruyucu kremler sürsekte güneşin zararlı etkilerinden korunmanın en etkili yolu, güneşe çıkmamaktır.
Bizde Kıbrıs gezimizden yeni döndük. Kıbrıs malum olduğu üzere Eylül de bile çok sıcak. Fakat harika bir denizi olduğu için bu sene yine oraya gitmeyi tercih ettik. Biz şanslıyız çünkü Zehra tam bir su kuşu:) Denizin, havuzun ve tatilin tadını Zehra çıkardı. Biz mi? Yorgunuzzz:)
Biraz tatil rutinimizden bahsetmek isterim. Sabah erkenden, saat 7'de uyandık. Kahvaltımızı yaptık ve saat daha 9 olmadan sahile indik. Güneşle sıcak temas başladı. Öğlen 12'ye kadar sahil kenarında ve denizde vakit geçirdik. Kumdan kaleler yaptık, çukur kazdık içini su ile duldurduk. Sonra öğle yemeği ve uyku saati. Saat 4 gibi aquapark' a gittik. Kaydıraklardan kaydık.(çoğul kullanıyorum, çünkü hepsinden Zehra'da kaydı.) Sonra saat 5 gibi tekrar denize döndük ve 6 buçuk gibi odamıza döndük. Bunları niye anlattığı söyleyeyim hemen. Güneşte çok fazla vakit geçirdik. Bende gitmeden önce birkaç hazırlık yapmıştım. Bunların en başında Zehra'ya 4 tane filan yedikli mayo götürdüm. Her ne kadar sürekli suyun içinde de olsa küçük molalar verdiğimizde hiç ıslak mayo ile dolaşmasına izin vermedim.
Güneş kremi olarak Zehra doğduğundan beri hep kullandığım ve çok memnun olduğum Mustela'nın güneş koruyucusu ve güneş sonrası kremini kullandım. Biz bu kremi park-bahçe gezilerimizde de kullanıyoruz. Tavsiye ederim, başarılı bir ürün. Zehra gözlerini açar açmaz, kahvaltıya gitmeden hemen bolca güneş koruyucu krem sürdük. Gün içerisinde tekrarladık. Çocuğum üstüne beyaz boya dökülmüş gibi gezdi ama olsunnn...Peki yeter mi? Yetmez. Çünkü Akdeniz güneşi bu şakası olmaz.
Saat 10'a kadar mayosu ile gezdi fakat 10'dan sonra üzerine plaj için olan UV filtreli t-shirt giydirdim. Alırken acaba kullanır mıyım demiştim. Ama oraya gidince iyi ki almışım dediklerimin başında geldi. Bir de başına şapka taktık. Ohh çok güzel oldu. Şapkayı ara ara hep ıslattık. Bol bol su ve ayran içirdim. Karpuz ve şeftali deniz kenarı meyvelerimiz oldu. Muz da akşam yemeği meyvemiz. Böylece tatilimizi tamamladık.
Unutmadan eklemek isterim. Zehra gibi deniz kuşları için bir tavsiyede deniz gözlüğü. Böylece miniklerimizin denizden ve havuzdan gözlerini de korumuş oluruz.Yazı bitirdik, sezonu açtık. Hayırlı işler...
P.S: Her şeyin hesaplısına kaçmakta fayda var. Güneş koruyucu T-shirt indirime girmişken şimdiden almalı(29,90 TL) Güneş kremini de yaz başı kampanyalı satan web siteleri var, aftersun ile birlikte satıyorlar. Yüzücü gözlüğü olarak arena çocuk aldık. Çok rahat kullandı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

