7 Nisan 2015 Salı

Yeni Annelerin Süt ile İmtihanı; Süt ateşi, Mastit!

Hamilelik ile birlikte araştırılmaya başlanan ama pratik yapılmadan nirvanaya ulaşmanın mümkün olmadığı emzirme operasyonu:)
Vaktinde doğan bebeklerin emme konusunda profesyonel olduğunu düşünürsek, biz anneler bu konuyu ancak pratik yaparak öğrenebiliyoruz. Bebeklerimiz bol bol anne sütü alsın diye bir çok uykusuz gece geçiriyoruz. Hatta bir çoğumuz helva ile yoğrulup, şerbetle yıkanıyoruz. ( oysa ki şeker annenin kilosunu artırır, sütünü değil.) 
Sütüm tam arttı derken, bir sabah kalkıyoruz ve dayanması güç bir ağrı, üşüme ve kırgınlık hissi...Eyvah süt ateşi, eyvah mastit...

Anne sütünün, memede birikmesiyle oluşan ve annenin memesinde sertlik hissettiği beraberinde vücut ağrıları ve üşüme hissi gelen bir durumdur. Tüm önemli durumlar gibi bununda dereceleri vardır. Ciddiye alınmaz ise operasyon gerektirebilir.

Peki ne yapmak gerekiyor?
Bebekler doğduklarında çeneleri çok güçlü olmadığı ve çabuk yoruldukları için emdiklerinde meme tam boşalmayabilir. Bunun için bebeği emzirdikten sonra memeyi sağmak hem süt üretimini olumlu etkiler, Hem de memenin tam boşalmasını sağlayacağı için sizi rahatlatacaktır. Böylece sütünüzü depo edebileceksiniz.

Bazı bebekler tüm gece uyuma eğilimindedirler. Böyle durumlarda anneler 2-3 saatte bir emzirmeseler bile mutlaka sağmaları gerekiyor.

Ama yine de bir sabah uyandınız ve süt ateşi ile karşılaştınız. O zaman hemen dayanabildiğiniz maksimum sıcaklıkta ki suyla havluları ıslatıp memenize pansuman yapmalısınız. Dilerseniz sıcak duşa da girebilirsiniz. Ama bu durum yeni annelerin başına daha çok gelir. Doğumdan sonra oturarak duş almak yasak ve ayakta da uzun süre dayanmak zor olduğu için bu işlemi çok önermem. Memenize sıcak suyla yaptığınız kompres biraz rahatlatacaktır. Ama sorunun kesin çözümü için memenin boşaltılması çok önemlidir. Bunun için memenize süt akımını hızlandırıcı masaj yaptıktan sonra sağabilirsiniz.

Ayrıca süt üretiminin arttığı, yeni annelik döneminde mutlaka rahat sütyenler tercih etmeli, kişisel vücut temizliği ve meme ucunun hijyeni için günde 1 kez duş almalısınız.

Durumu doktorunuz ile paylaşmayı unutmayın. Bazen emzirme döneminde güvenirliği olan antibiyotiklere ihtiyaç duyulabilir.

19 Mart 2015 Perşembe

Burnun Diyorum, Karıştırmasan

Arkadaşlarıma benim kızım, burun karıştırmaya başladı dediğimde hep bir ağızdan < Benim ki de...> diye bağırdıklarında, içlerinden sadece anne olmayan bir arkadaşım <Iyyy> dedi.

İtiraf etmek gerekirse eskiden olsa bende aynı tepkiyi verirdim. Hatta ön yargılı yaklaşır, çocuk aileden gördüğünü yapar diye içimden geçirirdim. Ama işin aslı pek öyle değilmiş. Çocuk aileden gördüğünden daha çok, diğer çocuklardan gördüğünü yapıyormuş.

2-3 yaş civarında çocuklar artık bedenlerini merak etmeye başlarlar. Böylece aslında bedenleri ile ilgili keşif süreci de beraberinde gelir. Ayna da kendilerini incelemeye başlarlar. Anneye sorulan soruların cevapları aslında bu dönemde en zor halini alır. Hem her şeyi doğru cevaplama telaşı, hem de onun dünyasında konuyla ilgili ilk şekillenmelerin sorumluluğu...

Kız ise babayı, erkekse anneyi merak etme, bu dönemde çok belirginleşir. Kısaca annelik ile ilgili yeni maceralar sizi bekliyordur.

Geçtiğimiz haftasonu, her zaman gittiğimiz dondurmacımız Capacity alışveriş merkezinin içerisinde bulunan Lera Fresca'da oturduk.( Dondurması daha az şekerli ve koruyucu içermediği için orayı seviyorum.) Zehra oranın müdavimi olunca, çalışan arkadaşlar hep bir ağızdan 'Zehra hoşgeldinnn' diye karşılıyorlar. Bu durum tabi Zehra'nın çok hoşuna gidiyor. Birazcık şımarıyor, biraz muhabbet ediyor, bu sefer birazda burun karıştırıyordu:) Kızım yapma demeye fırsat vermeden, elini bir de üstüne sürmez mi! Gülsem mi kızsam mı bilemediğim o çok tanıdık duygu, yine beni bulmuştu.


Bir çocuk neden burnunu karıştırır?

1. Kendini keşfediyor olabilir mi?

Evet olabilir. Ama hala burnunu keşfedemedi mi? Yetmez mi burun deliklerinde yaptığı keşif...

2. Burun temizleme isteği...

Hayır bu olamaz artık. Ben burnunu temizledikten hemen sonra tekrar yapıyor.

3. Alerji nedenli bir kaşıntı olabilir mi?

Belki olabilir. Ama alerji başka semptomları da beraberinde getirir. Yani düşük ihtimal...

4. Burnu kurumuş olabilir mi?

Odasında buhar makinesi var. Ama ihtimal dahilinde....

Peki ne yapmak gerek?

1. Konuş, anlat.

2. Koşarak peçete ver.

3. Sık sık burnunu temizle.

4. Sebeplerini araştırmaya devam et.

Sevgiyle kalın...

17 Şubat 2015 Salı

Çocuk mu Kariyer mi? demişken...

Dikkat bu yazı biraz tepkisellik içeriyor!!!

Daha önce ki yazılarımı okuyanlar bilirler Zehra dünyaya sezaryen ile gelmişti. Hastanede 3 gün kaldıktan sonra evimize döndük. Canım annem bana prensesler gibi baktı. Eşim desteğini hiç eksik etmedi. Anne yarısı teyzem yok ama yengem var dediğim günler çok oldu.
Neyse 15. günün sonunda artık lohusalık bana ağır geldi ve dedim ki yeter...
Koşa koşa üniversiteye yüksek lisans başvurumu yapmaya gittim. Hemen ardından da dersler başladı. Laboratuvar çalışmalarıma başladım. Kolay değil zor günler oldu. Bir yandan emzirdim bir yandan 'Recombinant gene techonology'(rekombinant gen teknolojisi-bölüm ingilizce) vizesine çalıştım.

Yetti mi? Yetmedi tabii. 1. yıl ikinci dönem başladı. Bir de üniversite ile birlikte çalışabileceğim bir işe başladım. Hem okudum, hem çalıştım, hemde geceleri uyanıp emzirdim.
Zehra'nın 1.yaş günü misafirlerden sonra eve gelebildim. Ama kızımı da ihmal etmedim. Sarıldım, oynadım, 10 ay emzirdim. O bırakmasaydı daha da emzirirdim...

Şimdi Zehra 2,5 yaşında...
Tam zamanlı bir işim var.
Yüksek lisans ders ortalamam 4,00/4,00

Biz kadınlar güçlüyüz, tercih yapmak zorunda değiliz. Çocukta yapar, kariyer de yaparız.

Yani şimdi kimse gelip bana çocuk mu kariyer mi demesin!

27 Ocak 2015 Salı

DOĞAL DOĞUM HİKAYESİ

 

    Bundan yaklaşık 1 sene önceydi. Çok sevdiğim doktorum Jin.Dr. Selçuk Somer'e rutin kontrollerimden biri için gitmiştim. Muayene işlemi bittikten sonra bekleme salonunda uzun zamandır görmediğim ama iletişimimizin hiç kopmadığı arkadaşım Gonca ve eşi Birol'u gördüm. Şaşkınlığın ardından birbirimize sarıldık. Gonca çok az kilo almış görünüyordu. Yüzünde farklı bir güzellik... 20 haftalık hamile olan arkadaşım, benimde ilk bebeğimi, Zehra'yı dünyaya getirmeme yardımcı olan doktoruma geliyormuş. Üstelik o gün bebeklerinin cinsiyetini öğreneceklermiş.
 
    İşte o günden sonra hep birlikte Derin'i beklemeye başladık. Derin'in aramıza katılmasına yaklaşık 2 ay varken harika bir babyshower yaptık.

    Birazdan okuyacağınız başarı hikayesinin baş rolünde Derin var...

GONCA’NIN DOĞAL DOĞUM HİKAYESİ

    12 Mart sabahı hamile olduğumu öğrendim ve o andan itibaren tüm hayatım değişti. Artık kendimden çok bebeğimi düşünüyordum . Ona zarar verecek hiçbir şey yemedim, içmedim ve yapmadım.Mide bulantılarının başlamasıyla hayatım çekilmez bir hal aldı.Sosyal hayatım yok denecek kadar azalmıştı, ancak çalışmayı bırakmadım.4. ay itibariyle hamilelik çok keyifli bir hal almıştı.Sürekli okuyor, araştırıyordum.Daha 20li haftalarda doğum yapacağım hastaneyi araştırmaya başlamıştım.Acıbadem Fulya’da doğum yapanların yorumlarını okurken İstanbul doğum akademisiyle tanıştım.Web sitesinden yayınladıkları tüm makaleleri okudum, videoları izledim.Artık doğal doğum fikri oturmuştu kafamda, fakat doğumda yapmam gerekenlerle ilgili endişelerim vardı.Yanımda bana ne yapmam gerektiğini söyleyecek ve destek olacak kişilere ihtiyacım olacaktı. Keşkesiz bir doğum istiyordum. Kurslara katılmamız gerekiyordu. Başlangıçta eşim katılmayı reddetti. Onu ikna etmem bir ayımı aldı. Önce internetten videoları izleyip uygularız demişti, fakat sonra izleyerek olamayacağını anladı. Nihayet 32. Haftamda keşkesiz doğuma hazırlık kursuna katıldık.2 gün süren yoğun bir kurstu.Kafamdaki soru işaretleri ortadan kalkmıştı.Artık ne yapmam, nasıl davranmam gerektiğini biliyordum.Kendime güvenim artmıştı.Eşim açısından daha iyi oldu.Mutlaka bir ekiple çalışmamız gerektiğini o da anladı.Doğumda ebe istiyorum dediğimde, ne gerek var demişti. Kursun bitiminde Serpil ebeyle kendisi diyaloğa geçti. Bu arada yoga derslerine katılıyordum. Nefes egzersizlerini her gün tekrar ediyor, her gün düzenli yürüyordum.

    Çok keyifli geçen hamileliğimin son haftalarında bebeğim fazla kilo almadı. Görünürde bir sorun yoktu. Doktorumuz NST istedi. Sonucu görünce, bir düşüş yaşandığını tekrar çektirmemi istedi. Ogün hemen dönüyorum diye evden çıktığımda saatler sonra ancak eve dönebildim. Ağrı geldiğinde yine bir düşüş yaşanmıştı. Herkes panik oldu ve beni apar topar sezeryana almak istediler. O esnada hemen doktorumu arayıp durumu bildirdim. Hastaneden çıkmama izin vermediler. Doktorumun telefonda bazı istekleri olmuştu.Beni önce normal ultrasona daha sonra da ayrıntılı ultrasona aldılar.Hiçbir sorun görünmedi.Ama neden böyle bir şey olmuştu?Tekrar tekrar NST çekildi.Nihayet her şey normal çıktığında hastaneden çıkışıma izin verdiler.Dosdoğru doktorumuzun yanına gittik.Kendisi de kontrol etti bebeğimizi. Her şey normal görünüyordu, ancak son haftalardaki durumu ve NST deki düşüşü göz önüne alınca beni hastaneye yatırmak istediğini ve gözlem altında tutmak istediğini söyledi. Bana önce suni sancı verip bebeğin buna dayanıp dayanmayacağını kontrol edeceğini eğer sorun olmazsa doğumu başlatacağını olası bir düşüşte ise sezeryana alacağını söyledi. Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı, sezeryanı duyar duymaz. Baştan beri hep doğal doğuma hazırlanmıştık. Sezeryan aklımın ucundan bile geçmemişti. Bu durum acil serzeryanı gerektiriyordu ama ben kabullenmek istemedim.

    Hastaneye yatmaya karar verdik yalnız tarih konusuna takılmıştı eşim. Doktorun istediği tarih 13 Kasımdı. Her şey çok hızlı ilerliyordu. Kendimi bu duruma hazırlamak için biraz zamana ihtiyacım vardı. 14 Kasım sabahı hastanede buluşmak üzere ayrıldık oradan. O gece erkenden uyuyup dinlenmek istiyordum. Ne de olsa ertesi gün çok yorulacaktım.Evdeki hazırlıklarımızı tamamladık.Bavulum artık hazırdı.Miniğimi karşılamaya hazırdık artık.Beklenen an gelmişti ama ben böyle hayal etmemiştim.Doktorumuzun her zaman söylediği bir şey vardı:Doğumda her an her şeye hazırlıklı olmak lazım. Kötü olan ben sezeryana hiç hazır değilmişim. Söz konusu olan bebeğimin sağlıklı bir şekilde doğması olsa da bu durum daha sonrasında beni çok üzecekti.
O gece bebeğimle konuştum. Bana doğal yolla gelen bebeğimi doğal yolla doğurmak istiyordum. Doğumun kendiliğinden başlaması nasıl olacaktı? Bunu merak ediyordum.Önce dalga mı, nişan mı yoksa suyum mu gelecekti?Suni sancı ile doğum yapmak nasıl bir şeydi?Kafamda bu sorularla bebeğime yalvardım kendiliğinden gelmesi için.Bir yandan da aynada kendime bakıyordum.Hamileliğimin son gecesiydi.Bana güzel ve rahat bir hamilelik yaşattığı için bebeğime teşekkür ettim.



    Akşam yemeği yerken belim ağrımaya başladı. Kendimden emin bir şekilde eşime ve anneme bu gece bebeğim doğumu başlatacak ve biz hastaneye gideceğiz dedim. Güldük hep birlikte…Yatmak istiyordum ama yatamıyordum. Belimdeki ağrı belli aralıklarla geliyordu. Önce gaz sancısı sanmıştım ama bu durumda bir tuhaflık vardı. Gece 12 ye kadar bekledik ve Serpil ebeyi aradık. Bana ağrı geldiğinde hareket edip edemediğimi sordu. Malesef edemiyordum. Pilates topunun üstüne kendimi atıyordum ya da duvara yaslanıp sallanıyordum. Eşim kursta öğrendiğimiz şekilde bana masaj yaptı ve çok rahatladım. Evet bu doğum sancısıydı. Doktorumuzun bize ulaşmasıyla hastaneye gitmemiz gerektiğini öğrendim. Riske atmamamız gerektiği söylenmişti.Önce sıcak bir duş aldım.Sancılara dalga denmesi gerektiğini kursta öğrenmiştim.Her bir dalga beni bebeğime yaklaştırıyordu.Buna kendi kendime söylemeye başladım.Gece 02:30 da hastaneye giriş yaptık.Serpil ebe bizden çok önce gelmişti.Girişte benden sandalyeye oturmamı söylediler, ben reddettim ve yürüyerek odama geçtim.
Odada loş bir ortam yaratıldı. Evden mum da götürmüştüm. Her şey düşünülmüştü. Doğum için özel oda spreyi bile sıkıldı. Çok heyecanlıydım. İstediğim şey olmuştu. Doğum kendiliğinden başlamıştı. Sabaha kadar bazen yatarak bazen yürüyerek, pilates topunun üstünde dalgalarla başa çıktım. Hamileliğim boyunca dinlediğim cd çalıyordu. Bir ara uyuduğumu hatırlıyorum. Bana kendimi kraliçeler gibi hissettirdi ebemiz. Spaya gelmişim de masaj yaptırıyorum sankiJNihayet sabah oldu ama Derin Hanım hala gelmemişti. Biraz merdiven inip çıktım. Doğum terapistimiz de gelmişti. Odaya kimsenin girmemesini istemiştik. Zaten hastaneye gelirken kimseye haber vermedik. Süreç biraz yavaş ilerliyordu.2 saatte 1 cm açıklık… Sabaha doğururum diye düşünmüştüm oysa ama öyle olmadı. Doktorumuz gelip açıklığı kontrol etti.Sonuç: Bekleyeceğiz…

    Akşam oldu. Dalgalar beni biraz zorlamaya başlamıştı. Açıklık 7 cm e ulaştı ve Selçuk Bey ultrasonda bebeğe bakmak istedi. Bu arada sık sık NST çekiliyordu ve her şey normaldi. Çok şiddetli dalgaya bile bebeğim dayanıyordu ama bizi bir sürpriz bekliyordu. Ultrasonda bebeğimin yukarıda olduğunu ve doğum kanalına girmediğini öğrendik. Benim tek düşündüğüm biran evvel bebeğime kavuşmaktı.Çünkü açıklık kontrolleri beni en çok zorlayan kısım olmuştu.O esnada doktorum bebeğin kanala girmesi için bana suni sancı vereceğini  söyledi.Ben de doktoruma her konuda güvendiğim için kabul ettim.Herkes o kadar pozitifti ki bana en ufak negatif bir söz söylenmedi. Bir an olsun sezeryan olacağımı düşünmedim. Normal doğuma odaklanmıştım çünkü. Oysa doktorum dışarı çıktığında çok düşünceliymiş. Eşime sezeryana doğru gidiyoruz sanırım demiş. Bütün bunları ben doğumdan sonra öğrendim. Bana en ufak olumsuz bir durum yansıtılmadı.

    Suni sancı takıldıktan sonra dalgalarla başa çıkmak zorlaştı, çünkü artık rahat hareket edemiyordum. İki elimde bağlıydı. Yürüyemiyordum. Ayakta durarak olmuyordu. Sürekli daha artacak mı dalganın şiddeti? gibi sorular soruyordum. Kendimi yere bıraktım ve dört bacak pozisyonunda ellerimi yere bastırarak dalgaları aşmaya çalıştım. Olmuyordu… Utanarak bağırmaya başladım. O sırada eşim istediğin kadar bağır duvarlar ses geçirmiyor dedi. Şu an gülüyorum ama o an inandım ve rahatladım. Eşime sarılarak beni kurtarmasını istedim.Daha önceden bildiğim bir şeydi bu aslında.Kırılma noktasına gelmiştim.Hemen hemen her kadının bunu yaşadığını biliyordum.Eşim çok konuşmuyor beni yatıştırmaya çalışıyordu.Artık yapamayacağımı söylediğimde Serpil ebenin şu sözleri beni cesaretlendirdi: Gonca, doğuruyorsun artık!Müthiş bir ıkınma isteği vardı.Yere bir örtü serildi ve ben dört ayak pozisyonunda ıkınmaya başladım.Serpil ebe birden açıklığın 10 cm olduğunu ve bebeğin doğum kanalına girdiğini söyledi. Her şey çok hızlı olmuştu. Suni sancı takılalı 5 en fazla 10 dk olmuştu. Beni ayağa kaldırdılar ve yürüyerek doğumhaneye gittik. İçeri girer girmez ışıklar kısıldı.Ben kendime uygun pozisyon arıyordum.Önce masada dört ayak denedim.Bir türlü rahat edememiştim.En sonunda bana yarım ay şeklinde bir tabure verdiler.Onun üstüne oturdum.Yere bir örtü serildi ve eşim de benim tam arkama oturdu.Böylelikle onun kollarından güç alabiliyordum.Bana saatler geçmiş gibi gelmişti.Bir türlü bebeğimin kafası çıkmıyordu.Doğru nefeslerle onu itmeye başladım ve nihayet  14 Kasım saat 22:34 te kızıma kavuştum. Doğar doğmaz onu kollarıma aldım ve sarıldım. Göbek kordonu hemen kesilmedi. Tam hayalimdeki gibiydi. Gereksiz müdaheleler yoktu. Eşim, ben ve kızım birbirimize kenetlenmiştik. Ben masaya geçerken bebeğim babasına verildi. Ve ardından ilk emzirme hemen orada gerçekleşti. Müthiş bir duygu. Bizi doğumhanede yalnız bıraktılar. Dakikalarca bebeğimizi izledik. Kolay değildi ama başarmıştık. Bunu Bebeğim ben ve eşimin desteğiyle yapmıştık. Selçuk Beyin,  ebe olmazsa olmaz sözünün ne kadar doğru olduğunu orada bizzat tecrübe ettim.Doğum bir ekip işi ve o kadar doğru insanlar vardı ki yanımızda onlar olmasa olmazdı. Başka bir ekiple farklı bir sonumuz da olabilirdi.


    Artık dışarı çıkma zamanı gelmişti. Sadece ailemiz vardı dışarıda. Doğumhanenin kapısından bebeğim kucağımda çıktık. Adeta zafer kazanmış bir komutan edasıyla… Odamıza geçtik ve ben emzirmeye devam ettim.O gece iki saatte bir uyanıp bebeğimi emzirdim.Çoğunda bebeğim uyanıktı.Hiç ağlamıyordu.Sadece meraklı gözlerle etrafa bakınıyordu.O da benim gibi çok yorgundu.Kolay değil nerdeyse 24 saattir ikimizde onun gelmesini bekliyorduk.Film gibi iki gün…Tüm olumsuzluklara rağmen mutlu sona ulaşmıştık.Aramıza hoş geldin DerinJ


23 Ocak 2015 Cuma

Hamileliğe Hazırlık 4

Kan Uyuşmazlığı Nedir ?
Kan uyuşmazlığı erken dönemde önlem alındığı takdirde herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz. Bunun için anne adayları rutin kontrollerinde bu durumu doktorlarıyla paylaşmaları gerekir.
Kan uyuşmazlığı, annenin Rh (-), babanın Rh (+) olduğu durumlarda ortaya çıkan bir durumdur. Eğer bebeğin kanı Rh (+) ise ve kanı annenin kanına karışırsa tehlikeli bir durum ortaya çıkar.
Bu özellikleri taşıyan eşlerin ilk bebeklerinde genellikle sorun yaşanmayabilir ancak ikinci bebekte sorun çıkma ihtimali çok büyüktür, bu sebeple ilk doğumdan sonra anneye koruyucu aşı (rhogam, anti D) yapılır.
Yumurtlama Döneminde Olduğumu Nasıl Anlarım?
Sevgili anne adayları,  bebek sahibi olmaya karar verdikten sonra bizleri bir dizi uzun yolculuk bekler. Bunlardan biri de yumurtlama döneminizi tespit ederek sizin için en uygun olan günde hamile kalmanızı kolaylaştırmaktır.
Hamile kalabilmek için gereken yumurtlama (ovulasyon) döneminin bilinmesi işinizi oldukça kolaylaştıracak ve bu yolculuğu keyifli bir hale getirecektir.
Peki, ovulasyon döneminde olduğumu nasıl anlarım: Bu, kadından kadına ve her kadında aydan aya değişebilme özelliği gösteren bir döngüdür.
Yumurtlama(Ovulasyon)genel olarak sonraki adet kanamasının başlangıcından 14 gün öncedir. Adet döngüsü 28 gün süren kadınlarda yumurtlama 14. gün iken,  adet döngüsü 35 gün süren bir kadında yumurtlama (35 – 14: 21 ) 21. günde, adet döngüsü 25 gün süren bir kadında ise  (25 – 14: 11) 11. günde gerçekleşir.
Bazı bedensel aktivite değişimleri de yumurtlama döneminde olduğunu hatırlatan ipuçları olabilir. Bu bedensel değişimleri takip ederek yumurtlama dönemine girdiğimizi anlayabiliriz. Bunlardan en belirgin olanları; halsizlik,  göğüslerde hassasiyet, karında ve kasıklarda ağrılar, vajinal akıntıların artışı gibi değişimleri kapsayabilir.
Bunların dışında,
Vücut ısısı takip yöntemi: Adetleri düzenli olan kadınların, adet döneminde vücut ısıları 36 ile 37 derece arasında değişir, yumurtlama döneminde ise 37 dereceyi geçer. İkinci adet döngüsünden sonra, ısı 37 dereceden düşükse gebelik riski söz konusu değildir. Fakat ısı 37 derece ve üstü ise gebelik söz konusu olabilir ve ısı, doğum sürecine kadar sabit kalır. Bunu anlayabilmek için Bazal Vücut Isısı adı verilen ve beden ısısının günlük değişimlerini gösteren ısı eğrisinden yararlanılır.
Rahim ağzı salgısı uzama testi: Rahim ağzındaki yapışkan maddenin adet ve yumurtlama dönemi süresince takibi,  yumurtlama sürecinin belirlenmesinde başka bir yoldur. Bu salgı adet döneminin başında kalın ve mattır, daha az uzar. Yumurtlama döneminden birkaç gün önce berraklaşmış, kayganlığı artmış ve elastiktir. Adet döneminde ise rahim ağzında çok az salgı vardır ya da hiç yoktur.
Yumurtlama testi yöntemi: Yumurtlama dönemini belirlemek için, eczanelerde testler satılmaktadır. Bu testlerin bazıları, kan yoluyla, bazıları ise tükürük yolu ile yapılır. Böylece anne adayı, yumurtlama döneminin içinde olduğunu anlayabilir.

Ultrason ile takip: En güvenilir yöntem, ultrason ile rahim içindeki folikülün büyüklüğüne göre yapılan saptamadır.