Bundan yaklaşık 1 sene önceydi. Çok sevdiğim doktorum Jin.Dr. Selçuk Somer'e rutin kontrollerimden biri için gitmiştim. Muayene işlemi bittikten sonra bekleme salonunda uzun zamandır görmediğim ama iletişimimizin hiç kopmadığı arkadaşım Gonca ve eşi Birol'u gördüm. Şaşkınlığın ardından birbirimize sarıldık. Gonca çok az kilo almış görünüyordu. Yüzünde farklı bir güzellik... 20 haftalık hamile olan arkadaşım, benimde ilk bebeğimi, Zehra'yı dünyaya getirmeme yardımcı olan doktoruma geliyormuş. Üstelik o gün bebeklerinin cinsiyetini öğreneceklermiş.
İşte o günden sonra hep birlikte Derin'i beklemeye başladık. Derin'in aramıza katılmasına yaklaşık 2 ay varken harika bir babyshower yaptık.
Birazdan okuyacağınız başarı hikayesinin baş rolünde Derin var...
GONCA’NIN DOĞAL DOĞUM HİKAYESİ
12 Mart sabahı hamile olduğumu öğrendim ve o andan itibaren
tüm hayatım değişti. Artık kendimden çok bebeğimi düşünüyordum . Ona zarar
verecek hiçbir şey yemedim, içmedim ve yapmadım.Mide bulantılarının
başlamasıyla hayatım çekilmez bir hal aldı.Sosyal hayatım yok denecek kadar
azalmıştı, ancak çalışmayı bırakmadım.4. ay itibariyle hamilelik çok keyifli
bir hal almıştı.Sürekli okuyor, araştırıyordum.Daha 20li haftalarda doğum
yapacağım hastaneyi araştırmaya başlamıştım.Acıbadem Fulya’da doğum yapanların
yorumlarını okurken İstanbul doğum akademisiyle tanıştım.Web sitesinden
yayınladıkları tüm makaleleri okudum, videoları izledim.Artık doğal doğum fikri
oturmuştu kafamda, fakat doğumda yapmam gerekenlerle ilgili endişelerim
vardı.Yanımda bana ne yapmam gerektiğini söyleyecek ve destek olacak kişilere
ihtiyacım olacaktı. Keşkesiz bir doğum istiyordum. Kurslara katılmamız
gerekiyordu. Başlangıçta eşim katılmayı reddetti. Onu ikna etmem bir ayımı
aldı. Önce internetten videoları izleyip uygularız demişti, fakat sonra
izleyerek olamayacağını anladı. Nihayet 32. Haftamda keşkesiz doğuma hazırlık
kursuna katıldık.2 gün süren yoğun bir kurstu.Kafamdaki soru işaretleri ortadan
kalkmıştı.Artık ne yapmam, nasıl davranmam gerektiğini biliyordum.Kendime
güvenim artmıştı.Eşim açısından daha iyi oldu.Mutlaka bir ekiple çalışmamız
gerektiğini o da anladı.Doğumda ebe istiyorum dediğimde, ne gerek var demişti. Kursun
bitiminde Serpil ebeyle kendisi diyaloğa geçti. Bu arada yoga derslerine
katılıyordum. Nefes egzersizlerini her gün tekrar ediyor, her gün düzenli
yürüyordum.
Çok keyifli geçen hamileliğimin son haftalarında bebeğim
fazla kilo almadı. Görünürde bir sorun yoktu. Doktorumuz NST istedi. Sonucu
görünce, bir düşüş yaşandığını tekrar çektirmemi istedi. Ogün hemen dönüyorum
diye evden çıktığımda saatler sonra ancak eve dönebildim. Ağrı geldiğinde yine
bir düşüş yaşanmıştı. Herkes panik oldu ve beni apar topar sezeryana almak
istediler. O esnada hemen doktorumu arayıp durumu bildirdim. Hastaneden çıkmama
izin vermediler. Doktorumun telefonda bazı istekleri olmuştu.Beni önce normal
ultrasona daha sonra da ayrıntılı ultrasona aldılar.Hiçbir sorun görünmedi.Ama
neden böyle bir şey olmuştu?Tekrar tekrar NST çekildi.Nihayet her şey normal
çıktığında hastaneden çıkışıma izin verdiler.Dosdoğru doktorumuzun yanına
gittik.Kendisi de kontrol etti bebeğimizi. Her şey normal görünüyordu, ancak
son haftalardaki durumu ve NST deki düşüşü göz önüne alınca beni hastaneye
yatırmak istediğini ve gözlem altında tutmak istediğini söyledi. Bana önce suni
sancı verip bebeğin buna dayanıp dayanmayacağını kontrol edeceğini eğer sorun
olmazsa doğumu başlatacağını olası bir düşüşte ise sezeryana alacağını söyledi.
Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı, sezeryanı duyar duymaz. Baştan beri hep
doğal doğuma hazırlanmıştık. Sezeryan aklımın ucundan bile geçmemişti. Bu durum
acil serzeryanı gerektiriyordu ama ben kabullenmek istemedim.
Hastaneye yatmaya karar verdik yalnız tarih konusuna takılmıştı
eşim. Doktorun istediği tarih 13 Kasımdı. Her şey çok hızlı ilerliyordu. Kendimi
bu duruma hazırlamak için biraz zamana ihtiyacım vardı. 14 Kasım sabahı
hastanede buluşmak üzere ayrıldık oradan. O gece erkenden uyuyup dinlenmek
istiyordum. Ne de olsa ertesi gün çok yorulacaktım.Evdeki hazırlıklarımızı
tamamladık.Bavulum artık hazırdı.Miniğimi karşılamaya hazırdık artık.Beklenen
an gelmişti ama ben böyle hayal etmemiştim.Doktorumuzun her zaman söylediği bir
şey vardı:Doğumda her an her şeye hazırlıklı olmak lazım. Kötü olan ben
sezeryana hiç hazır değilmişim. Söz konusu olan bebeğimin sağlıklı bir şekilde
doğması olsa da bu durum daha sonrasında beni çok üzecekti.
O gece bebeğimle konuştum. Bana doğal yolla gelen bebeğimi
doğal yolla doğurmak istiyordum. Doğumun kendiliğinden başlaması nasıl
olacaktı? Bunu merak ediyordum.Önce dalga mı, nişan mı yoksa suyum mu
gelecekti?Suni sancı ile doğum yapmak nasıl bir şeydi?Kafamda bu sorularla
bebeğime yalvardım kendiliğinden gelmesi için.Bir yandan da aynada kendime bakıyordum.Hamileliğimin
son gecesiydi.Bana güzel ve rahat bir hamilelik yaşattığı için bebeğime
teşekkür ettim.

Akşam yemeği yerken belim ağrımaya başladı. Kendimden emin
bir şekilde eşime ve anneme bu gece bebeğim doğumu başlatacak ve biz hastaneye
gideceğiz dedim. Güldük hep birlikte…Yatmak istiyordum ama yatamıyordum. Belimdeki
ağrı belli aralıklarla geliyordu. Önce gaz sancısı sanmıştım ama bu durumda bir
tuhaflık vardı. Gece 12 ye kadar bekledik ve Serpil ebeyi aradık. Bana ağrı
geldiğinde hareket edip edemediğimi sordu. Malesef edemiyordum. Pilates topunun
üstüne kendimi atıyordum ya da duvara yaslanıp sallanıyordum. Eşim kursta
öğrendiğimiz şekilde bana masaj yaptı ve çok rahatladım. Evet bu doğum
sancısıydı. Doktorumuzun bize ulaşmasıyla hastaneye gitmemiz gerektiğini
öğrendim. Riske atmamamız gerektiği söylenmişti.Önce sıcak bir duş
aldım.Sancılara dalga denmesi gerektiğini kursta öğrenmiştim.Her bir dalga beni
bebeğime yaklaştırıyordu.Buna kendi kendime söylemeye başladım.Gece 02:30 da
hastaneye giriş yaptık.Serpil ebe bizden çok önce gelmişti.Girişte benden
sandalyeye oturmamı söylediler, ben reddettim ve yürüyerek odama geçtim.
Odada loş bir ortam yaratıldı. Evden mum da götürmüştüm. Her
şey düşünülmüştü. Doğum için özel oda spreyi bile sıkıldı. Çok heyecanlıydım. İstediğim
şey olmuştu. Doğum kendiliğinden başlamıştı. Sabaha kadar bazen yatarak bazen
yürüyerek, pilates topunun üstünde dalgalarla başa çıktım. Hamileliğim boyunca
dinlediğim cd çalıyordu. Bir ara uyuduğumu hatırlıyorum. Bana kendimi
kraliçeler gibi hissettirdi ebemiz. Spaya gelmişim de masaj yaptırıyorum sankiJNihayet sabah oldu ama Derin
Hanım hala gelmemişti. Biraz merdiven inip çıktım. Doğum terapistimiz de
gelmişti. Odaya kimsenin girmemesini istemiştik. Zaten hastaneye gelirken
kimseye haber vermedik. Süreç biraz yavaş ilerliyordu.2 saatte 1 cm açıklık… Sabaha
doğururum diye düşünmüştüm oysa ama öyle olmadı. Doktorumuz gelip açıklığı
kontrol etti.Sonuç: Bekleyeceğiz…
Akşam oldu. Dalgalar beni biraz zorlamaya başlamıştı. Açıklık
7 cm e ulaştı ve Selçuk Bey ultrasonda bebeğe bakmak istedi. Bu arada sık sık
NST çekiliyordu ve her şey normaldi. Çok şiddetli dalgaya bile bebeğim
dayanıyordu ama bizi bir sürpriz bekliyordu. Ultrasonda bebeğimin yukarıda
olduğunu ve doğum kanalına girmediğini öğrendik. Benim tek düşündüğüm biran evvel
bebeğime kavuşmaktı.Çünkü açıklık kontrolleri beni en çok zorlayan kısım
olmuştu.O esnada doktorum bebeğin kanala girmesi için bana suni sancı
vereceğini söyledi.Ben de doktoruma her
konuda güvendiğim için kabul ettim.Herkes o kadar pozitifti ki bana en ufak
negatif bir söz söylenmedi. Bir an olsun sezeryan olacağımı düşünmedim. Normal
doğuma odaklanmıştım çünkü. Oysa doktorum dışarı çıktığında çok düşünceliymiş. Eşime
sezeryana doğru gidiyoruz sanırım demiş. Bütün bunları ben doğumdan sonra
öğrendim. Bana en ufak olumsuz bir durum yansıtılmadı.
Suni sancı takıldıktan sonra dalgalarla başa çıkmak zorlaştı,
çünkü artık rahat hareket edemiyordum. İki elimde bağlıydı. Yürüyemiyordum. Ayakta
durarak olmuyordu. Sürekli daha artacak mı dalganın şiddeti? gibi sorular soruyordum.
Kendimi yere bıraktım ve dört bacak pozisyonunda ellerimi yere bastırarak
dalgaları aşmaya çalıştım. Olmuyordu… Utanarak bağırmaya başladım. O sırada
eşim istediğin kadar bağır duvarlar ses geçirmiyor dedi. Şu an gülüyorum ama o
an inandım ve rahatladım. Eşime sarılarak beni kurtarmasını istedim.Daha
önceden bildiğim bir şeydi bu aslında.Kırılma noktasına gelmiştim.Hemen hemen
her kadının bunu yaşadığını biliyordum.Eşim çok konuşmuyor beni yatıştırmaya
çalışıyordu.Artık yapamayacağımı söylediğimde Serpil ebenin şu sözleri beni
cesaretlendirdi: Gonca, doğuruyorsun artık!Müthiş bir ıkınma isteği vardı.Yere
bir örtü serildi ve ben dört ayak pozisyonunda ıkınmaya başladım.Serpil ebe
birden açıklığın 10 cm olduğunu ve bebeğin doğum kanalına girdiğini söyledi. Her
şey çok hızlı olmuştu. Suni sancı takılalı 5 en fazla 10 dk olmuştu. Beni ayağa
kaldırdılar ve yürüyerek doğumhaneye gittik. İçeri girer girmez ışıklar
kısıldı.Ben kendime uygun pozisyon arıyordum.Önce masada dört ayak denedim.Bir
türlü rahat edememiştim.En sonunda bana yarım ay şeklinde bir tabure
verdiler.Onun üstüne oturdum.Yere bir örtü serildi ve eşim de benim tam arkama
oturdu.Böylelikle onun kollarından güç alabiliyordum.Bana saatler geçmiş gibi
gelmişti.Bir türlü bebeğimin kafası çıkmıyordu.Doğru nefeslerle onu itmeye
başladım ve nihayet 14 Kasım saat 22:34
te kızıma kavuştum. Doğar doğmaz onu kollarıma aldım ve sarıldım. Göbek kordonu
hemen kesilmedi. Tam hayalimdeki gibiydi. Gereksiz müdaheleler yoktu. Eşim, ben
ve kızım birbirimize kenetlenmiştik. Ben masaya geçerken bebeğim babasına
verildi. Ve ardından ilk emzirme hemen orada gerçekleşti. Müthiş bir duygu. Bizi
doğumhanede yalnız bıraktılar. Dakikalarca bebeğimizi izledik. Kolay değildi
ama başarmıştık. Bunu Bebeğim ben ve eşimin desteğiyle yapmıştık. Selçuk Beyin,
ebe olmazsa olmaz sözünün ne kadar doğru
olduğunu orada bizzat tecrübe ettim.Doğum bir ekip işi ve o kadar doğru
insanlar vardı ki yanımızda onlar olmasa olmazdı. Başka bir ekiple farklı bir
sonumuz da olabilirdi.

Artık dışarı çıkma zamanı gelmişti. Sadece ailemiz vardı
dışarıda. Doğumhanenin kapısından bebeğim kucağımda çıktık. Adeta zafer
kazanmış bir komutan edasıyla… Odamıza geçtik ve ben emzirmeye devam ettim.O
gece iki saatte bir uyanıp bebeğimi emzirdim.Çoğunda bebeğim uyanıktı.Hiç
ağlamıyordu.Sadece meraklı gözlerle etrafa bakınıyordu.O da benim gibi çok
yorgundu.Kolay değil nerdeyse 24 saattir ikimizde onun gelmesini bekliyorduk.Film
gibi iki gün…Tüm olumsuzluklara rağmen mutlu sona ulaşmıştık.Aramıza hoş geldin
DerinJ