11 Kasım 2014 Salı

Gözünü Kedi Tırmalarsa...

Yaklaşık bir ay önce eve geldim. Mukaddes(oyun ablamız) kapıyı üzgün bir ifade ve sulu gözlerle açtı. Ben daha ne oldu demeden, Zehra'nın gözünü kedi tırmaladı dedi. Sokak kapısında salona gitmek birkaç saniyemi alsa da, zihnimde beliren düşünceleri yazsam....Neyse neyse...
Zor dakikalardı, Zehra oturmuş annem ve Mukaddes yanında gözüne bakmaya çalışıyorlar. Evimizin kedisi Tuna kayıplarda. Beni görünce zaten korkmuş olan küçük kızım, başladı ağlamaya. Bende sakin olmaya ve ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Bir yandan Zehra'yı rahatlatmak bir yandan üstümü başımı giyinip hemen doktora gitmek için hazırlanıyordum.
Hızlıca bir taksi çağırdım ve doğru Dünya Göz Hastanesine. Açelya Hanım gerçekten çocuk dilinden anlayan bir doktor, yani şanslıydık. Sakin sakin ne olduğunu anlattık. Zehra kaydıraktan kayarken kedimizi kucağına almak istemiş. Eee kedi bu, plastik bir kaydıraktan kaymak ister mi hiç? Sonuç itibari ile kaçmaya çalışırken de Zehramın gözüne tırmık atmış. Gözünün beyaz kısmı resmen kanamıştı. Çok endişeleniyordum fakat aklıma kötü bir şey getirmemeye çalışıyordum.

Önce Zehraya neler yapılacağını anlattım. Muayene için koltuğa oturmalı ve kafasını yaklaştırmalıydı. Ama çocuk işte ne kadar dil döktüysekte asla dinlemedi. Üstelik biz anlattıkça hırçınlaşıyordu. Korkmuştu bir defa. Malesef zorla kafasını yaklaştırdık ve Açelya Hanım gözüne baktı. Bir de damla damlattı ki sanırım epeyce yakın bir damlaydı. ama çok şükür korneasında bir şey yoktu.İşten eve gelişimin üzerinden sadece 1 saat kadar bir zaman geçmişti ama o süre benim 1 saatlik değilde, 1 yıllık yaşlandığımı hissettiğim anlardan biridir. Neyse ki dikkat edildiği sürece önemli bir şey yoktu. Mikrop kapmaması için antibiyotikli bir damla verdi ve 3 gün sonra tekrar gelin dedi.

Gözü gözle görünür şekilde hızla iyileşti ve 3 gün sonra doktorumuza tekrar gittik. Bu sefer daha doktora girmeden tekrar tekrar anlattım. Söz veriyorum canın yanmayacak dedim. Boş bir oda da göz muayenesi yapılacak olan koltuğa oturduk. Her tarafı inceledik ve sıra bize geldi. Benim güzel kızım hiç ağlamadan gözünü yaklaştırdı. Ta ki doktor gözüne damla damlatmak isteyene kadar. Benimde haberim yoktu bu damla işinden. Tabi yine ağladı ve damladan sonra yine zora ki yaklaştırdı kafası. Ama netice iyiydi, yara epeyce iyileşmişti ve 3 gün sonra son kontroldeydi sıra.

Bu sefer yine Zehrayı gidene kadar anlatarak hazırladım. Bir önce ki kontrolde damla damlatılması gerektiğini bilmiyordum ama bu sefer doktordan rica edelim eğer çok gerekli değilse damla damlatmasın diye de söz verdim. Sonuç olarak Zehra hiç acemilik çekmeden gözlerini kontrol ettirdi. Tahmin ettiğimiz gibi doktorumuz damla damlatmak istedi. Ama söz verdiğim üzere rica ettim ve doktorda ricamızı kabul etti. Hazır Zehra bu kadar uyumlu ve sakinken bir de şaşılık ve göz numarası içinde ölçüm yapalım dedik. Böylece göz muayenesini tamamladık. Her şey yoluna girmişti.

Kedimizin mutfağa girmesi yasak. Bunun için mutfağın kapısında Zehra'yı bekliyor:)
Göz muayenesi demişken unutmadan eklemek isterim, Zehra ilk göz muayenesini 8 aylıkken olmuştu. O muayene kısa ve hızlıydı. Mutlaka çocuklarımızı 2 yaş civarında göz doktoru ile tanıştırmalıyız. İlk tanışma önemli olduğu için öncesinde uzun uzun anlatmak hatta doktorun neler yapacağını, nasıl bir koltuğa oturacağını detayları ile paylaşmakta fayda var.

İşte böyle görünmez bir kaza yaşadık. Şimdi aklınızdan kediye ne oldu diye mi geçiyor? Hiç bir şey olmadı. Evet bağırdım ve kızdım. Ama neticede o bir hayvan ve Zehraya şimdiye kadar hiç bir şekilde zarar vermedi. Bebek büyüten hayvan dostu arkadaşlarım bilirler, hayvanlar çocuklara isteyerek zarar asla vermezler. Görünmez kaza işte...

Zehra ve kedimiz hala çok iyi arkadaşlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder