10 Mayıs 2014 Cumartesi

Hem Çalışırım, Hem Okurum, Hemde Anneyim

Merhaba sevgili anne arkadaşlarım ve anne olan hamile arkadaşlarım. Bir de tabi anne olmayı isteyen arkadaşlarım. Bu üç durumu da bizzat yaşadım, bilirim her biri çok keyifli...
Anne olmak iyidir, hoştur ama zordur da... Üzerine bir de yetmezmiş gibi yüksek lisans ve iş hayatı da eklenince zorluklar katlanarak sizi bulur. Üstesinden gelmenin tek yolu sevmektir. Üniversiteyi sevmek, çalışmayı sevmek ve her şeyden çok sevdiğiniz evladınız. Böyle de olunca bir bakmışsınız, her şey yerli yerini buluyor. Bütün her şey inanılmaz hızla yoluna giriveriyor. Uykusuzluk mu çaresi ve tedavisi çok çalışmak... Yükseklisans mı? Çaresi uykusuzluk... Daha basit bir denklemle açıklamaya çalışayım:) Işten eve gelinir, yorgun ve bitkin, evde Zehra boynuma sarılır ve Göksummmm der. Yorgunluk kalmaz. Zehrayla oyun oyna, akşam yemeği filan derken Zehra uyur. Birer bitki çayı yapıp, uykuya hazırlanırız. Bazen eşimle sohbet ederken, bazen daha bitki çayı bitmeden uykuya geçilir. Gece bir ses "Göksuuuu gelll" Zehra uyanmış. Neyse Zehra uyutulur. Bu arada mevcut uyku kaçar. E otur ders çalış. Derken sabah olur. Işe git. İşte uyku gelir. Uykuyu kahve ve daha çok çalışmakla bastır. Derken gün biter. Başa dön.
Bu arada yüksek lisans biraz uzayabilir. Sorun yok. Ama iş hayatı hata götürmez. Annelik hata götürmez. Önem sırası hemen şekillenir.
1) Annelik
2) İş hayatı
3) Yükseklisans

Annelik zorluklarla baş etmeyi, öğrenmenin birinci kuralı. Bir kere hayata direnciniz artıyor. Güçlü olmayı öğreniyor, güçleniyorsunuz.

Sıra uzun süreli iş seyahatlerinde yaşanan ayrılıklardan sıfır ziyanla kurtulmayı öğrenmeye geldi.

Mutlu, huzurlu çocuklar...
Sınavlarda zihin açıklığı...
Hayırlı işler...