20 Şubat 2014 Perşembe

Hastalık Mevsimi

Hastalık mevsiminden bizde nasibimizi aldık. Hastalıklarla nasıl baş
edeceğimizi de öğrendik.
Böyle bir yazıya başlarken öncelikle çaresiz dertlerin olmaması yada en kötüsü ilaçlarla çabucak geçebilecek hastalıkların olmasını temenni ederim.
Onun dışında bana kalırsa hastalıklara bakış açımızı değiştirmek bu sürecin çocuk içinde bizim içinde daha kolay geçmesini sağlayacaktır.  Unutmayalım hastalık bedenimizin iyileşmeyi öğrendiği bir savaştır. Çocuklar hastalanacak ki bedenleri daha kuvvetli olsun.
Bize düşen onlara doğru desteği vermek. Biz öncelikle çok ilaç ve özellikle
antibiyotik sevmeyen bir doktor edindik. Sevgili Dr. Erdem Uzunoğlu... Bunun dışında bitkilerden çörek otunu ve ayva yaprağını yanımızdan hiç ayırmamaya özen gösteriyorum. Burun akması, öksürük ve hafif ateş olduğunda çörek otu yağını bir çay kaşığı içiriyorum. Ayva yaprağını çay demler gibi demleyip, su biberonumuza koyuyorum. Tadı çok hafif olduğu için Zehra hiç reddetmedi. Bol sıvı veriyorum. Burnunu okyanus suyu sıkarak açık tutuyorum. Bu arada bence en önemlisi de burnu açık tutmayı başarmak. İlaçlı damlalar çok çok mecbur kalmadıkça kullanmıyorum. Burun aspiratörü olarak birçok denemeden sonra Otribebe'yi kullanıyorum.

Gündüz bir şekilde başarılı oluyoruz fakat gece uykusu daha uzun olduğu için burun tıkanıklığı fazla olduğu zamanlarda yastığına biraz vicks sürüyorum. Yalnız vicks dikkatli kullanılmalı özellikle tenine temas ettirmiyorum. Çünkü bazen de öksürüğü arttırabilir. Böyle bir etki hissedildiğin de hemen yastığı değiştirip odayı havalandırmak gerekir. Bizim başımıza böyle birşey gelmedi ama temkinli kullanmaya özen gösteriyorum. Son olarak da çörek otu yağını biraz da göğsüne ve burun ucuna sürüyorum.
Vitamin takviyesi de böyle zamanlarda çok önemli. Bir ölçek Zinco C ve omega 3 veriyorum. Omega 3 normal zamanlarda da kullanıyoruz fakat hastalık zamanında ölçüsünü 2 katına çıkarıyoruz. Meyvesini hiç eksik etmiyorum. Ceviz, badem, fındık kavrulmamış olmak şartıyla yine eksik etmediklerim. Probiyotik mutlaka kullanıyoruz.
Ben rahat olmamın yanında özenli ve titiz olmayı seviyorum. Zehra hastalandığında ateş konusunda dikkatli oluyorum. Ateşi maksimum 38, 5 olursa evsel yöntemlerle iyileşmesini destekliyorum. Ama ateşi yükselme eğilimi gösterirse, doktor desteği almayı ihmal etmiyoruz.
Bir de tabi ateş yükselmesine en iyi su geliyor. Hem bol bol su içermeli hem de baktınız ateş düşmüyor mutlaka suya sokmalı. Banyo yapmayı seviyorsa su çocuğa keyif veriyor. Biz yıkanma suyunu asla soğuk hazırlamıyoruz. Ilık su hazırlayıp içine sirke koyuyoruz. Sirke kötü kokar filan ama şifalıdır.
Son olarak da hiç eksik etmediğimiz diğer birşey de karbonat:) Annemin Zehramı alıştırdığı bir şeydir. Karbonat ile güzelce diş etlerini ve dilinin altını ovarak temizler.

Benden bu kadar. Sizin de mutlaka çocukların hastalıklarına ürettiğiniz çözümleriniz vardır. Bunları bizimle paylaşırsanız seviniriz.

Sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
Bütün bunları doktorunuza danışmadan yapmayın!

18 Şubat 2014 Salı

Oyuncak Hikayesi

Oyunun çocuğun gelişimi açısından çok önemli olduğunu hepimiz biliriz. Hayatın küçük bir simülasyonudur, oyun. Biz de Zehra'nın gelişim süreçlerinde ona destek olmak için oyun ve oyuncak meselesine hep dikkatli ve özenli yaklaştık.

İlk 6 ay mutlaka dokunsal ve görsel yeteneklerini geliştirici oyuncaklar tercih ettik. O dönemlerin vazgeçilmezlerinden çıngıraklar ve parmak kuklar... Bu dönemde bebekler kavradıkları herşeyi ağızlarına götürdükleri için materyali kaliteli ve tabi standartlara uygun olan oyuncakları tercih ettik. Küçük parçalı ya da tüylü oyuncakları mutlaka yanındayken oynamasına izin verdim. İlk bebek kitapları Zehra'nın sevdiği oyuncaklardandı. Hatta hiç unutmam tahta mutfak kaşıklarını güzelce yıkadıktan sonra oynamasına izin verirdim.
6 aydan sonra başlayan süreçte bebekler çok hızla gelişiyorlar. Bunun içinde oyuncak sayısı hızla artmaya başlıyor. Özellikle 7 ve 8 aylık dönemlerde yaptığı davranışın sonucunu keşfediyor. Yani asılı duran oyuncağa uzanıp vurmak istiyor. Artık rahat rahatta oturabildiği için ben genellikle bu süreçten sonra kafama göre takıldım. Benim gözetimimde olmak şartı ile birlikte yapmaktan keyif aldığımız herşeyi oyun ve oyuncak haline getirdim. Oyuncakların üzerinde yazan yaş limitlerini önemseyen bir ruh halim hiçbir zaman olmadı. Evcilik oynamak için hepimizin bildiği küçük mutfak takımları, yemek pişirme setleri ve kurmalı oyuncaklar...

 12 ay olduktan sonra puzzle almaya başlamıştım. Büyük ve az parçalı puzzleları tercih ettim. Böylelikle hem sıkılmıyorlar hemde hızlı sonuç elde ediyorlar. Yeni oyuncaklarla tanışmasını hep keyifli anlara denk getirmeye çalıştım. Böylelikle sabrının daha yüksek olmasından faydalanarak dikkatini vermesini sağladım

Zehra dün tam  21 aylık oldu. Evdeki bütün puzzleları tek başına yapabiliyor.

Elinden hiç bırakmadığı ismini Şeyma koyduğumuz bir bebeğimiz var. Şeymayla yatıp Şeymayla kalkar vaziyetteyiz:)

Unutmayalım bir çocuğun en büyük ihtiyacı sevgidir. Sevgiyi ifade etme yollarından biri de oyundur.

Oyuncaklar ve oyunlarla ilgili paylaşmaya devam edeceğim.

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın...

12 Şubat 2014 Çarşamba

Araba Yolculuğu

Kızım bebek iken  zor olduğunu düşündüğüm, araba yolculuğu gitgide daha da zorlaşmaya başladı.  Emzirme dönemlerimde araba da giderken emzirirdim ve uyurdu. Biraz sıkıldı mı hemen küçük bir oyuncak sallardım ya da renkli bir kitap gösterirdim susardı. Bu arada E-5 karayolunun ya da basın ekspresin sağ şeridine arabayı çekip pışpışladığım günleri unutmadım.


Büyüdükçe artık ikna etmek daha da zorlaştı. Arabaya binerken kendi koltuğuna oturması için konuşmaya başlıyoruz. Oturmaya ikna ettikten hemen sonra önce biraz kitaplara bakıyoruz, sonra elimde ki son çare telefondan çocuk videolarını açıyorum. Tabi bu arada artık Zehra ve ikimiz çok kısa mesafeler haricin de pek de baş başa yolculuk yapamıyoruz. Mutlaka birinin desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Ne denediysem başarılı olamadım.  Ağlatarak ikna etmeyi hiç sevmeme rağmen bir iki sefer ağlaya ağlaya oturdu ama bu yöntem pek de bana uygun olmadığı için o nokta da çok dirayetli olamadım. Bazen arabaya kadar gidip koltuğa oturtamadığım için taksiyle gitmek durumunda bile kaldık.
Daha önce de bahsettiğim gibi bizim ailemiz kalabalık bir aile, Zehra'nın en yakin arkadaşı şimdilik evin kedisi... hatta bir keresinde (hiç unutamadığım bir anıdır) Tuna'yı (kedimiz) veterinere götürdük, Zehra o zamanlar 3-4 aylık. İşlek bir caddenin tam ortasındayız, dikiz aynasından Tuna'nın arka camın önünde yürüdüğünü gördüm. Paniklememeye çalıştım ama öncesinde tecrübe ettiğim bir durum değil. Neyse arabayı yolun kenarına çektim, Tunayı sepetine yerleştirdim, Zehramı kokladım ve yola devam ettim.
Bir keresinde de hiç unutmam Zehra kakasını öyle bir yapmıştı ki ıslak mendille filan temizlemenin imkanı yok. Su şart:) İyi ki annem yanımdaydı, birlikte benzinliğe girip önce ıslak mendille temizledik sonra da çimlerin üzerinde bir güzel yıkadık. Karnını da doyurdum, arabaya biner binmez uyumuştu:)
Siz neler yapıyorsunuz bilmiyorum ama, benim şu sıralar araba koltuğunda yolculuğa ikna etmek için kullandığım en etkili yöntem video izletmek.
Miniklerinizle birlikte, iyi yolculuklar dilerim :)
Zehra 2 aylık