edeceğimizi de öğrendik.
Böyle bir yazıya başlarken öncelikle çaresiz dertlerin olmaması yada en kötüsü ilaçlarla çabucak geçebilecek hastalıkların olmasını temenni ederim.
Onun dışında bana kalırsa hastalıklara bakış açımızı değiştirmek bu sürecin çocuk içinde bizim içinde daha kolay geçmesini sağlayacaktır. Unutmayalım hastalık bedenimizin iyileşmeyi öğrendiği bir savaştır. Çocuklar hastalanacak ki bedenleri daha kuvvetli olsun.
Bize düşen onlara doğru desteği vermek. Biz öncelikle çok ilaç ve özellikle
antibiyotik sevmeyen bir doktor edindik. Sevgili Dr. Erdem Uzunoğlu... Bunun dışında bitkilerden çörek otunu ve ayva yaprağını yanımızdan hiç ayırmamaya özen gösteriyorum. Burun akması, öksürük ve hafif ateş olduğunda çörek otu yağını bir çay kaşığı içiriyorum. Ayva yaprağını çay demler gibi demleyip, su biberonumuza koyuyorum. Tadı çok hafif olduğu için Zehra hiç reddetmedi. Bol sıvı veriyorum. Burnunu okyanus suyu sıkarak açık tutuyorum. Bu arada bence en önemlisi de burnu açık tutmayı başarmak. İlaçlı damlalar çok çok mecbur kalmadıkça kullanmıyorum. Burun aspiratörü olarak birçok denemeden sonra Otribebe'yi kullanıyorum.
Gündüz bir şekilde başarılı oluyoruz fakat gece uykusu daha uzun olduğu için burun tıkanıklığı fazla olduğu zamanlarda yastığına biraz vicks sürüyorum. Yalnız vicks dikkatli kullanılmalı özellikle tenine temas ettirmiyorum. Çünkü bazen de öksürüğü arttırabilir. Böyle bir etki hissedildiğin de hemen yastığı değiştirip odayı havalandırmak gerekir. Bizim başımıza böyle birşey gelmedi ama temkinli kullanmaya özen gösteriyorum. Son olarak da çörek otu yağını biraz da göğsüne ve burun ucuna sürüyorum.
Vitamin takviyesi de böyle zamanlarda çok önemli. Bir ölçek Zinco C ve omega 3 veriyorum. Omega 3 normal zamanlarda da kullanıyoruz fakat hastalık zamanında ölçüsünü 2 katına çıkarıyoruz. Meyvesini hiç eksik etmiyorum. Ceviz, badem, fındık kavrulmamış olmak şartıyla yine eksik etmediklerim. Probiyotik mutlaka kullanıyoruz.
Ben rahat olmamın yanında özenli ve titiz olmayı seviyorum. Zehra hastalandığında ateş konusunda dikkatli oluyorum. Ateşi maksimum 38, 5 olursa evsel yöntemlerle iyileşmesini destekliyorum. Ama ateşi yükselme eğilimi gösterirse, doktor desteği almayı ihmal etmiyoruz.
Bir de tabi ateş yükselmesine en iyi su geliyor. Hem bol bol su içermeli hem de baktınız ateş düşmüyor mutlaka suya sokmalı. Banyo yapmayı seviyorsa su çocuğa keyif veriyor. Biz yıkanma suyunu asla soğuk hazırlamıyoruz. Ilık su hazırlayıp içine sirke koyuyoruz. Sirke kötü kokar filan ama şifalıdır.
Son olarak da hiç eksik etmediğimiz diğer birşey de karbonat:) Annemin Zehramı alıştırdığı bir şeydir. Karbonat ile güzelce diş etlerini ve dilinin altını ovarak temizler.
Benden bu kadar. Sizin de mutlaka çocukların hastalıklarına ürettiğiniz çözümleriniz vardır. Bunları bizimle paylaşırsanız seviniriz.
Sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
Bütün bunları doktorunuza danışmadan yapmayın!
.jpg)



