Dikkat bu yazı biraz tepkisellik içeriyor!!!
Daha önce ki yazılarımı okuyanlar bilirler Zehra dünyaya sezaryen ile gelmişti. Hastanede 3 gün kaldıktan sonra evimize döndük. Canım annem bana prensesler gibi baktı. Eşim desteğini hiç eksik etmedi. Anne yarısı teyzem yok ama yengem var dediğim günler çok oldu.
Neyse 15. günün sonunda artık lohusalık bana ağır geldi ve dedim ki yeter...
Koşa koşa üniversiteye yüksek lisans başvurumu yapmaya gittim. Hemen ardından da dersler başladı. Laboratuvar çalışmalarıma başladım. Kolay değil zor günler oldu. Bir yandan emzirdim bir yandan 'Recombinant gene techonology'(rekombinant gen teknolojisi-bölüm ingilizce) vizesine çalıştım.
Yetti mi? Yetmedi tabii. 1. yıl ikinci dönem başladı. Bir de üniversite ile birlikte çalışabileceğim bir işe başladım. Hem okudum, hem çalıştım, hemde geceleri uyanıp emzirdim.
Zehra'nın 1.yaş günü misafirlerden sonra eve gelebildim. Ama kızımı da ihmal etmedim. Sarıldım, oynadım, 10 ay emzirdim. O bırakmasaydı daha da emzirirdim...
Şimdi Zehra 2,5 yaşında...
Tam zamanlı bir işim var.
Yüksek lisans ders ortalamam 4,00/4,00
Biz kadınlar güçlüyüz, tercih yapmak zorunda değiliz. Çocukta yapar, kariyer de yaparız.
Yani şimdi kimse gelip bana çocuk mu kariyer mi demesin!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder