Deniz, havuz ve güneş demişken, tatilde çocuklarımızın ne yediği önemli.
P.S: Bu yazı henüz tatil havasından yeni kurtulmuş, back to office sendromu yaşayan, bir sonraki yaz tatiline henüz plan bile yapmamış bir anne tarafından yazılmıştır. Bilginize...
Kıbrısta bütün anneler hiç bir şey yemiyor bu çocuk diye yakınıyordu. Nitekim benim Zehram da bir şey yemedi. Gelince bir ara tartısına bakayım diye düşündüm ama sonra hemen vazgeçtim. Çünkü zayıfladı biliyorum, sinir bozmaya gerek yok.
Zehra zayıfladı ve çok sağlıklı tercihler yapmadı. Tercihler diyorum çünkü açık büfede bulunan bütün yemeklere baktı fakat klasik sabahları krep öğlen ve akşam yoğurtlu pilav yedi. Bende bir rescue plan (kurtuluş planı) yaptım. Kahvaltıdayken, portakal yedirdim. Sabah kahvaltıdan hemen sonra deniz kenarında şeftali yedirdim. Öğle ile akşam arasında karpuz. Tabi her seferinde kabul görmedim. Ama yılmadan usanmadan denedim. Bol bol su ve ayran içirmeye özen gösterdim.
Aslında bardağın dolu tarafına gelince, güneşle birlikte yağlı ve ağır yemekler yeseydi, hastalanabilirdi. Vitaminlerini meyveden almasına özen gösterdim. Bir de tabi açık büfe konsept ne de olsa çok sağlıklı değil. Çünkü ortak kullanılan maşalar, açıkta kalan yemekler filan derken...
Çocuklarımıza dikkat ederken kendimizi unutmayalım! Çocukların peşinde koşuşturmak için bizimde ne yediğimiz önemli. Ben özellikle kahvaltıda protein almaya özen gösterdim. Hiç hamurlu ve şekerli bir şey yemeden geçirdiğim kahvaltı sayısı fazladır. Ama ara sıra yedim tabiii... Kahvaltıda meyve yedim. Yeşil beslenmeye özen gösterdim. Hamur ve tatlı tuzaklarına düşmemeye özen gösterdim. Bu tuzaklar bubi tuzağı gibidir. Bir eline geçirdi mi bırakmaz. Ayrıca hamur ve şekerli beslenme kan şekerinizi ani yükselteceği için halsizlik yapacaktır. Siz halsiz kalırsanız genç hanımların ve genç beylerin peşinde kim koşacak?
İyi tatiller olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder